Spor Haberleri, Spor, Köşe Yazarları, Makaleler, Haberler,Röportajlar, Anketler
Reklam
Fehmi Atay

Fehmi Atay

Ya benimsin, ya toprağın!

04 Nisan 2018 - 09:24 - Güncelleme: 04 Nisan 2018 - 09:46

1983 yılında  Federasyon Başkanlıklarında seçimler olmaya başladı,2004 Yılında Federasyonlar özerk, 2011 yılında ise, 6215 Sayılı KHK'nin ilgili maddesine göre Spor Federasyonları Bağımsız statüye  kavuşturuldu.

Ülkemizde kurulu Federasyonlara baktığımızda, kimi başkanın görev süresi 6.ncı dönem, kimisi 5, kimiside 4.ncü dönemlerini tamamlamak üzereler.

Hatta Sporun Alt yapısı olan spor kulüplerindede, ( en az %70)  başkanlar ila nihaye orda kalmak için, başkan seçilirler. 

Bunlara yeter başarısızsınız çekip gidin diyen kimse bile olmaz. Bu baskanlik sistemi, zaten başlı başına  azıtmış demokrasinin dayanılmaz hafifliğinin bir ifadesi olarak kalır hafızalarda.

Bu milli takımlar içinde böyledir! Özellikle buna mücadele sporlarında daha çok şahit oluruz.Turkiye'de bir sikleti  ele geçirip, madalya almaya başlandığı andan itibaren, ikinci sporcuya asla geçit verilmez çünkü  sistem madalyayı kendi döneminde garanti olarak  görmek ister.Halbuki arkadan gelecek kuşaklara  ihanet ettiğinin farkına  bile varmaz.

Ülkemizde, öyle yada böyle koltuğu bir ele geçirdikten sonra, gücün  tek elde toplanması yönünde  lazım olan bütün  tedbirler  alınır. Koltuk gücüne,insan ve finans gücüde dahil edildiginde çevrede  ağız şapırdatan adamdan geçilmez olur.

Esasında o koltuklara kurulmak için  delegeleri razı etmeye dahi gerek yok, çünkü razı edilecek onlar degil. 

Durum boyle oluncada, maalesef göstermelik demokratik secim ve arkakasından gelsin satafatlı kara koltuk. 

Ve makama oturduğunda tam arkana kocaman bir Atatürk  resmi, Bir cumhurbaşkanımızın resmi, hele bir ikide Reisin yaninda bir kaç resim çektirip ,sosyal medyada yayinladınmı ohhh ondan sonra bak keyfine. Muhalefette  kim oluyormuş.

Haaa unutmadan, ramazan ayı geliyor, iftar programlarına şimdiden hazırlık yapmak gerekiyor bunu eksik etmeyeceksin.Birde unutmadan mübarek gecelerde ve cuma namazlarında  makam sahiplerinin gittiği camiye gidersin, bir taraftan namaz kılarken, diğer  taraftan göz  ucuyla makam sahiplerini gözetirsin. Sen yeterki  namazını kıl abdeste bile gerek yok azizim. Senin camii de görünmem daha önemli.

Yazımı bitirmeden bir şey daha söyleyeyim. Sakın, oy vermesende başkalarının yanında üst amirlerini çekiştirmeyeceksin, uluslararası  faaliyetim var, para pul yok demeyeceksin.

İtaat edip,verirlerse şükür, vermezlersede sabredeceksin.

Nihayetinde ya benimsiniz, yada toprağın....

FUTBOL VE SPOR....

Turkiyede Spor denilince, Futbol,Spor tesisi denilince futbol sahaları ve stadyumlar akla gelir.Dolayisı ile, ülkemizde futbol her dönem, her açıdan  en kar'lı branş olma, pastadan en büyük payı alma ozelligini korumaktadır.

Sadece ülkemizde değil, dünyada da popüler olan futbol  çılgınlığının geldigi boyutu göz önüne alacak olur isek, futbol yeni bir dinin  ortaya çıkışı olarak kabul edilebilir!!!

Dünya'da insanlar artik dini mabetler yerine, stadyumlari doldurmaktalar. Çünkü, futbol müthiş bütçesi, devasa stadyumlari ve lüks görüntüsüyle de  taraftarları büyülemeye devam etmektedir.

Ayrıca; Futbol izleyicilerinin bir çoğu stadyumları adeta dini ritüellerinin  icra edildiği  mabetler olarak değerlendirmektedir!

Şimdi birkez daha  soralım:  Futbol, Spor mudur sizce? Bu konu dünyada da tartışıla dursun, biz, bizi ilgilendiren boyutuyla  meseleye odaklanalım.

Tüm dünya'da oldugu gibi, Türkiye'de de sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair mevzuatlar vardır, yani futboldaki önlenemeyen şiddet bütün ülkelerin temel sorunlarından birisi haline gelmiştir. Ülkemizde de bu sorun değişmemektedir.

Birkez daha sormak gerekirse, Futbol hakikaten spormudur?

Normal sartlarda futbolu spor olarak adlandırmamız gerekiyor; çünku; spor Kardeşliği, yardımlaşmayı, olumlu düşünceyi aktive etmesi gerekiyorken, sıra futbola geldiğinde herşey değişiyor  degilmi? Futbolun dışında  hangi branş'ta bu kadar  şidddet ve düzensizlik var sizce? 

Portekizli Salazarın deyimiyle, "Ülkeyi 41 yıldır tek başına yönetme başarımin altında  3F Formülü (Futbol- Fado- Fiesta) yatmaktadır" sözü meşhurdur.  

Bu nedenle; ülkemizde ki futboluda taraftarlık olgusu, tribun rekabetleri, siyasetin tribünlere bakiış açısı, futbol tribünlerinin sosyolojik acıdan incelenmesi, futbolun geçirdiği sosyo-kültürel ve politik değişimler, geleneksel taraftarlık anlayışının endüstriyel ve medyatik futbol tarafından müşteri boyutuna sürüklenmesi, taraftarın hangi gerekçe ile para vererek futbol maçlarına  gitmesi gibi sorunlar akademik, ilmi boyutta araştırılarak ele alinmasi gerekiyor ki, futbolu doğru bir pozisyon verebilelim.

Bakınız, ülkemiz futbolunu birde spor tesisleri acısından inceleyelim, spor teskilatının envanterinde kayıtlı toplam 3.500 civarindaki Spor Tesisinin yaklaşık  % 45'inin,  futbol'a ait olduğu  görülecektir. Başarısından söz etmek imkansız hale gelen, Türk Futboluna bu kadar yatırım  yapılmasının amacı nedir?

Türkiye'deki futbol 4 büyüklerin  dışındaki  futbol kulüplerinin yaşamasına fırsat veriyor mu? Hangi Anadolu futbol kulübünün sürdürülebilir performans çizgisi var? Hangi Anadolu futbol takımı  4 büyükler kadar medyada yer alabiliyor? Yada  hangi büyük futbol takımlarıni sosyal sorumluluk projelerinde gördük?

Bu tür nedenler ve gerekçelerle, Türk futbolunun yapısı ve anlayışının analiz edilmesi ve dogru istatistiki göstergelerle bir zemine oturtulması gerekiyor.

Yani kisacasi; Türk futbolunda varılan nokta, sporun kendisinden daha fazla onu kurtarmaya amade adamların bizzat çamura batması futbolu bu hale getirdi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar